Daha önce duyurusunu yaptığım, “ Beyin Kontrolü ve Manipülasyon ” konulu yazımın tamamını, bu gün sizler ile paylaştığım için, hissettiğim mutluluğu kelimeler ile ifade edemeyeceğim.
Anlatacağım, Manipülasyon sadece Sermaye Piyasaları ile sınırlı kalmayıp, hayatın her anında insanoğlunun nasıl ve ne şekilde manipüle edildiğini anlatacağım.
Sanırım, Stalin ve Tavuğu hikayesini bilmeyenimiz yoktur. Stalin bu örneklemeyi yoldaşlarına sunarken, iktidarı şöyle tarif ediyordu ! “ Yoldaşlar, İktidarlar, elde tuttuğu güç bakımından Tanrı’dan farksızdırlar ” diyordu. Stalin’in bu sözleri ile, yeni bir yönetim konseptini tarif ediyordu. Hakim olacak, yönetim modelinde , Birey yoktu! İnsan hiç yoktu, İnsanı sadece bir organizma olarak gören, bir anlayış vardı ! Bu organizmanın hak ve özgürlüğü yoktu ! Yönetim Tanrısallaştırılmıştı ve İnsan maddeleştirilmişti.
Tanrılaştırılan İKTİDAR, Tanrının insanoğlu üzerindeki bütün tasarruflara da sahip olacağı dikkate alındığında, önce beyinlerin buna hazırlanması gerekiyordu. İnsan, insanı yani kendilerini TANRI sanan (!) birilerinin siyasi projesi için, tüm toplumun beynini teslim almak istiyordu.
İnsan beyninin, teslim alınabilmesi için, yönetilen kesimin beyninin sıfırlanması, bu gün’kü bilgisayar dili ile ifade edecek olursak, formatlanması gerekiyordu. Önce, Milyonlarca kilometre kare alan içerisinde, yaklaşık 300 milyon insanın özgür dünya ile bağlantısı kesilecek, Yeni Tanrısının (!) sunduğu bilgi dışında hiçbir bilgiye ulaşamayacak, tanrısının iradesi ile yaşadığına inandırılacak, tek tip, uysal, verileni yapan, hiçbir şey istemeyen, verildiği kadar yetinen, karın tokluğuna ve sürekli çalışan, başkaları için yaşayan, aile mevhumu olmayan, robotvari insan yetiştirilecekti. Bu operasyon 70 yıl sürdü.
Ancak, başarılamadı ve dağıldı gitti.
Yeryüzünün EN BÜYÜK AÇIK ALAN LABRAVUARINDA 70 yıl cereyan eden BEYİN YIKAMA OPERASYONU BİZİM IRKDAŞLARIMIZ üzerinde ve yanı başımızda gerçekleştirildiğini de DİMAĞLARINIZA arz ederim.( Bu konu ile ilgili, bir yazı yazılacak olursa, MEYDAN LAROUSSE büyüklüğünde bir eser az kalır.)
Bir zamanların korku imparatorluğunda,bunlar olurken, çağdaş, ileri demokrasi havarisi, insan hakları evrensel beyannamesinin metin yazarı, koruyucusu ve kollayıcısı VATİKAN+ABD+BİRLEŞİK KRALLIK ekseninde Neler oluyordu?
VATİKAN+ABD+BİRLEŞİK KRALLIK Kur’an-ı Kerimi incelemişler, Beynin çalışma mantığını çözmüşlerdi. Beynin ancak DEZENFORMASYON yoluyla etki altına alınabileceğini görmeleriyle insanlığa hizmet anlayışı modellemesi, demokrasi havariliği sloganları ile büyük bir ENFORMASYON ağı örmeyi başardılar.
DEZENFORMASYON: Yanlış yada doğruluğu bulunmayan ve kasıtlı olarak yayılan bilgi. Sosyal alanda bireyleri ve toplumları yönlendirmek amacıyla, yanlış bilgi ve haber vermek için kullanılan en önemli araçlardan biridir.
Hasmı rencide etmeyi, aşağılamayı, küçük düşürmeyi amaçlar, karşı propangan da ile benzerlik taşır. Sahte belge, el yazısı, fotomontaj ve montaj filmler ile fabrikasyon istihbarat ve dedikoduların duyurulması gibi yöntemler kullanılır.Kara propaganda olarak da bilinir.
ENFORMASYON: Bilgilerin sistematik işlendiği bilim dalıdır.
Bu ön bilgileri verdikten sonra, Kur’an-ı kerimde insanın yaratılması ve insan beynin yapısı ile ilgili verilen bilgilere geçelim.
Bildiğiniz gibi, insan doğarken, anne babasının kim olacağına, nerede doğacağına, hangi ırk ve milleyetten ve mezhep’ten olacağına, derisinin renginin siyah veya beyaz mı olacağına karar veremez. Bunları, Allah’ın , kendi katında önceden belirlemiş olduğu hal ve durumun, yer ve zamanı geldiğinde zuhur etmesi olarak tarif edebiliriz . Allah cc. ( Her yeni doğan bebeğin, anne ve babasının dini, milliyeti, ırkı ne olursa olsun, o bebeğin, suçsuz ve günahsız ve İslam üzere doğduğunu bizlere bildirmektedir) . İnsanlar da, inanç sistemi, ailesinin mensup olduğu din, yada çevrenin etkisi ile yaşadığı toplumun dini üzerinde gelişir. Birey, eğer ailesi veya çevresi tarafından kendisine öğretilen inanç sisteminde, kendi iç dünyasına cevap vermeyen bir durum hasıl olursa, araştırmacı bir yapısı var ise araştırır ve kainatın mutlak sahibini bulur. Kainatın sahibi, olan Allah c.c. her bireyin beynini, Allah’ı arama, bulma ve Tanıma üzerine , Doğru Mod’da çalışmak üzerine programlamış tır.
İşte, bunu bilen insanlığı iktisaden teslim almayı düşünen VATİKAN+ABD+BİRLEŞİK KRALLIK finansman kardeşliği çatısı altında. İnsanın BEYNİNE büyük bir dezenformasyon ile hücum etmişlerdir.
İnsanımız önce, birkaç darbe, birkaç muhtıra ve sağ, sol oyunları ile 1000 yıldır birbirini kardeş bilen, birlikte destanlar yazan sevgi ve hoş görü potasında aşklarını eritmiş insanımızın birbirine ateş etmesi ve birbirini öldürmesi sağlandı.
Birbirine ateş edip, öldüre bilen bir toplum inşa edildikten sonra, sıra toplumu yolsuzluğa sürüklemek ve halk arasında katmanlar oluşturarak paranın birkaç elde toplanılmasına gelmişti. Yalnız önce halk yoksullaştırılacaktı. Çünkü halk’ın zenginliği onlar için bir tehdit idi. Halk bunu anladığında müsaade etmeyebilirdi. Bunu ekonomik tedbirler ve yöntemler ile hiç belli olmadan yapacaklardı. Önce 24 ocak kararları ile büyük devalüasyon sağlanarak Tl itibarsızlaştırıldı. Ülkenin parasının itibarsızlaştırılması ile Yolsuzluk aldı başını gitti. Halk yavaş, yavaş yoksullaşıyordu. Bazen uygun şartlar sağlanarak (1994 – 2001 – 2008 ) krizler çıkarıldı ve hızlı yoksullaştırma için işsizlik arttırıldı. İşsizlik, Yolsuzluk ve Yoksulluğa bu sefer TERÖR eklenerek başka boyut kazandırıldı. Bütün suç uygulanan metot ve model yerine iktidarlara at’f edildi. Yolsuzluğa bulaşanlar ne hikmetse ABD dahil olmak üzere ileri demokrasi ihraç eden, ilim ve bilim yuvası Avrupa ülkelerine okumak için gönderdiğimiz ve oradaki tahsilini tamamladıktan sonra Türkiye’ye geri getirdiğimiz bizim prenslerimizdi.
Halk 1993-1994 yılından itibaren KREDİ kartı yani,plastik kart ile tanıştırıldı. Plastik kart ABD’nin, KART karşılığı sanal dı. Karşılığı yoktu ve emisyon yaratmıyordu. Dün emisyonun enflasyona neden olduğunu söyleyen IMF ve Dünya Bankası kendi Plastik icadını ülkemize soktuktan sonra SANAL para ile yapılan harcamanın enflasyon yaratmadığı aksine enflasyonu frenlediği dezenformasyonu ile halkı ve hükümeti maniple ettiler .Bir sanal alış veriş patlaması başlatıldı. Halk’a o günün şartlarda aylık % 6-7 hatta faiz bazı bankalar ise % 10 NET FAİZ ile aylık % 25 – 30 ları bulan TEMERRUT FAİZİ olmak üzere, yıllık % 240 – 300’leri bulan bir faiz yükü ile ödüllendirildi. Halkımız öyle maniple edildi’ki bu faiz ödemesine geliri yetmediğini anladığında, İMDADINA ikinci banka kredi kartları 3-4-5-6-7-8-9-10 banka kartları devreye sokularak halk bir süreliğine rahatlatıldı.Halkın uyanması ne kadar geç olursa onlar için EKONOMİK işgal o kadar daha rahat olacaktı. Kredi kartları her köşe başında dağıtılmasında bizim insanımız kullanıldı. Yakışıklı gençlerimizin yanına, her biri dünya güzeli, saçının bir telini rüzgar dan sakındığımız , dünün bacılarımıza plaj çantasından, şemsiyeye, eldivenden, yağmurluğa vb. çin malı 1-2 usd değerinde hediyeler dağıttırarak halkımızın her hanesine BU ATEŞİN DÜŞMESİ SAĞLANDI.
Halk, bir taraftan yoksullaştırılırken, bir taraftan da borçlandırıldı. Bir taraftan da sivil toplum örgütleri etkisizleştirildi, itibarsızlaştırıldı.Aynı operasyon sendikalara da yapıldı. Sahipsiz ve kimsesiz Stalin tavuğu gibi ortada kalan halkımızın imdadına RAMAZAN çadırları yetiştirildi. Sonra halk’a iş yerine, hazır aş dağıtıldı. İşsiz , borçsuz kalan halk biçare yavaş, yavaş kıvama getirildi. Dış mihraklar ülke de her istediğini söyler ve yapar hale gelirken karşılarında da artık ses çıkaramayan, kuzulaştırılmış , ehlileştirilmiş bir toplum yaratılması operasyonu da bitirilmişti. Bu sefer devlet borcu yerine, devlet garantili özel şirket borçlanmaları devreye sokuldu. Bizdeki özelleştirmelere AKIL hocalığı yapan BİRLEŞİK KRALLIK hiçbir varlığını özelleştirmediği gibi Margreat TEACHER döneminde yapılan birkaç özelleştirme sonradan ACİL KOD ismi ile DEVLETLEŞTİRİLDİ.
Halk yoksullaştığından, aile ve hısım akraba arasındaki yardımlaşma bitti. Halk borçlarını ödeyemez noktasına geldiğinden, dün, bir gün önce görmediği komşusunu arayan soran kişiler, utançlarından birbirinden kaçar hale getirildi. Böylece hem hısım ve akraba arasındaki birbirini kollama ile hem de toplumda var olan yardımlaşma ve dayanışma bitirildi. Halk öyle bir hale getirildi ki, TV dizilerinde YELLENENİ, ANA AVRAT KÜFÜR EDENİ alkışlar hale getirildi. Artık BİPSİZ TV SEYREDEMEYEN BİP’E TİRYAKİ BİR HALK YARADILDI.
EL HAYA, EL İMAN DİYEN toplumun Ahlak’ı da dumura uğratılarak, tek bir taşla 72 milyonun vurulmasına sebep olundu. Hem de tek kurşun atmadan.
Ekonomi kirletildi, halk bir metre ötesini göremez, bir hafta sonranı düşünemez hale getirildi. Bundan beteri olabilir endişesi ile halkın sesi kesildi.Bu durumu Türkiye de hiçbir basın ve yayın kuruluşu dile getiremezken ABD de New York Times gazetesi TÜRK HALKI, DUA VE UMUT İLE YAŞIYOR diye manşet attı ve TÜRKİYE İLE ALAY ETTİ. Türkiye’ye 2001 krizini tetikleyenler, 1 usd = 1800 Tl dan getirdikleri dövizi % 36 yıllık faiz ile bir yıl sonra 1 usd = 1.100 Tl dan usd satın alarak parasını kendi para cinsinden iki katlanmış olarak geri götürdü. Türkiye den kazanılan ve dışarıya geri dönen para ÖZELLEŞTİRMELER yoluyla yarı ve çeyrek fiyatlarla GAYRİMENKUL, BANKA, FABRİKA, vb. yatırım araçlarına Türkiye UÇUYOR, TÜRKİYE DOVİZ yağıyor SLOGANLARI ile geri geldi.
Aynı oyun şimdi usd üzerinden oynanıyor. Hem yurt dışından para geliyor denilmekte ancak yurt dışından gelen yüksek fiyattan usd bozarak sisteme giriş yapması sağlanıyor. Bu para, uygun bir zaman da Türk milletinin 1.000 yıldır sahip olduğu, uğruna savaşlar verdiği tüm birikimleri dün ÖNÜNE SEVR’i koyan, halen bize karşı asimetrik gerilla savaşı, asimetrik psikolojik harekat yapan dost ve müttefik (!) ülkelerin satın alma yoluyla yasal olarak sisteme girmesi sağlanacaktır.
Her şeyin yerli yerinde olduğu savı ve teşhisi konulurken, memurlara ve memur emeklilerine, işçilere ve işçi emeklilerine, bağ-kur ve ssk çalışanlarına ve emeklilerine ANA SÜTÜ GİBİ HELAL OLAN GSMH artış ORANI yansıtılmasına son verilmiştir. EMEKLİLİK yaşı uzatılmış ancak emeklilik aylık hesaplama oranı oranları %4 de % 2,5 ‘a düşürülmüş, 10 yıl içinde % 2 ‘ye düşürüleceği yasa içinde belirtilmiştir. Bu şu anlama geliyor!!! UZUN SÜRELİ çalışma az ücrete eyvallah anlamına geliyor. 2001 krizin de bir yıl içinde, GSMH’ın yarısın KAR hanesine yazıp dışarı götüren SIFIR VERGİLİ yabancıya tanınan özgürlük TÜRK memur, emekli memur, işçi vb.toplumun hiçbir kesimine tanınmamıştır. TUİK’in TEMMUZ AYINDA çekme halatı endeksli enflasyon hesaplamaları ile ücretlilerin satın alma güçleri düşürülmüştür.
İktidar istikrar ve sürdürülebilme ekonomi adına bunları yaparken, yukarıdaki anlatımlar bu dönem iktidar zamanında yapılmadığını bunların sistematik olarak 60 yıldır yapıldığını vurgulamak isterim. Türkiye’nin bu duruma düşmesinin nedeni geçmiş iktidarların iyi yönetememesinden kaynaklanmaktadır. Suçlu iktidar ve muhalefet kadar bilim yuvalarımız, ilim ve bilim adamları dediğimiz üniversite hocalarımız günahsız değillerdir. Kendi çalışma şartları düzenlemesi ile 3 kuruş hesabı yaban Tabiblerimiz, kendilerine gelince ortalığı inleten eczacılarımız, sendika ağalarının tekrar seçilmesi için gövde gösterisi yapan işçilerimiz yani toplumumuz günahsız değildir. Tek günahsız ve suçsuz olan gelecekte bu hale getirdiğimiz, ülkeyi teslim edeceğimiz ÇOCUKLARIMIZDIR. Onlar bu durumu idrak ettiğinde, anladığında inan bizler mezarda rahat uyuyamayacağız, mezar taşlarımıza tükürmeyi bırakın, işemezler ise şükür edelim.
İşin garibi, muhalefetinde görmezden geldiği, iktidarın ise asla kabul etmediği bir durum ortaya çıkmış bulunmaktadır. Halkın geçim endeksi, alım endeksi düşerken, İKTİDARI ile MUHALEFETİ ile siyaset ve politika ile uğraşan kesimler aksine zenginleşmişlerdir.Bu yüzden halkın nazarında MUHALEFET ‘te inandırıcılığını kayıp etmiştir. Bu kayıp seçimlerde oy % olarak sandıklara yansımıştır.Ana muhalefet sandık görevlisi bulundurduğu 800 aşkın sandıkta, görevlendirdiği üyesinden bile OY alamamıştır. Bu söylediklerimin ispatı değilse nedir?
Türkiye’de, dürüst, asil, onurlu, gururlu ve saygın insanlar KURTLAR SOFRASINA YEM YAPILMAKTADIR.Hükümet derhal bu konuya çare bulmalı ve DERHAL sayın müteveffa Başbakan Necmettin ERBAKAN’ın 1996 yılında tüm kesimlere verdiği % elli seyyanen zam oranındaki gibi bir iyileştirme yapmalıdır.
Türkiye ekonomik bağımsızlığına kavuşmadığı, milli politikalar üretmediği sürece bu ACI durum asla son bulmayacaktır.
Eğer çare bulunamıyor iseniz, LÜTFEN BU SAYFAYI izlemeyen devam edin.
ÇIKIŞ YOLUNUDA yazacağım.
Kıyamet gününde, iktidarı ile muhalefeti ile tüm kesimlere işte bu yazılarımı göstereceğim.
Türkiye’de kafası çalışan ve çalışkan, yaptığı işi ezbere değil ilmi ile yapan, müdürüne, amirine doğruyu söyleyebilen, patrona yalakalık yapmayan omurgalı ve dik duran ÇALIŞAN istenmiyor.O halde bu film bitmeeeeezzzzzzzzz.
Gelelim İnsan beyninin yapısına !!!
İnsan beyni, enerji ve bilgi yüklü nöronlara çok hızlı veri alış – verişini sağlamasına yarayan bir SIVI İÇERİSİNDEDİR. Bu sıvı olmadan beyin asla sağlıklı çalışmaz.Hiçbir fonksiyonu yerine getiremez, bataryanın kuruması misali kurur gider.
Bu sıvı, yaradılışa uygun Allah’a inanma ve tanıma mod’unda ve nöronların çok hızlı hareket etmesi yönünde tasarlanmış olarak her insanda aynı olarak doğarlar. Bu sıvı tüm insanların, doğuştan İSLAM üzere yaratıldığının DELİLİ ve İSPATIDIR.
Nasıl mı?
Toplumsal, eş, dost arkadaş Çevresi ve kişisel arzularının etkisinde kalmadan, İSLAM üzere yaşayan, bir İNSAN’ın BEYİN SIVISININ KİMYASI ASLA BOZULMAZ.
Kimyası bozulmamış, beyin sıvısının nelere kadir olduğuna değinecek olursak.
1-Bu sıvı, insanın farkında olmadığı, ancak beynin elektro manyetik sinyaller yolu ile algıladığı, bir tehdit sezmesi durumunda, bu sıvı SALİSENİN 1/ 1.000 oranındaki büyük bir hızla insanın bütün vücudunu uyuşturarak, insanın acı duymasını engellemektedir.(aşağıda tekrar değineceğiz)
2)İnsan bedeninden, ruhun çekileceğini ilk fark eden ve insana ACI çektirmeyen yine bu sıvıdır. (buna aşağıda değineceğiz)
3)Bu sıvının kimyası, doğru ve Sirati müstakim yolunda, olup, olmamamız ile İslam dışı hareket edip, etmediğimize göre kirlenir yada temiz kalır.
4)Bu sıvının kimyası, İnsanın fikri, zikri ve ahlakı bozulmadıkça asla ve asla bozulmaz.
5)Bu sıvının kimyası, İnsanın, duygu ve düşüncelerine göre, yaşantısına göre, işine ve mesleğine göre, dürüst ve samimiyetine göre temiz yada kirli kalır.
Sayın değerli okuyucularım, hepinize bir soru soracağım. Kötü eylem ve davranışı bir kez yapmaktan bir şey olmaz diye toplumda yerleşik ve yaygın bir söz var. Sizce bu söz doğrumudur?
Lütfen, bu soruya doğru ve mantıklı bir cevap verdikten, sonra yazının devamını okuyunuz.
Toplumda hasıl ve yaygın olan TEK SEFERDE BİR ŞEY OLMAZ sözü ile , gençlerimizin en çok ENFORME edildiğini lütfen unutmayınız.
Birkaç örnek verelim:
1-Bir kuyumcu yada bir bankaya gittiğimizi var sayalım, kameralar yok, gözetleyen ve gören kimse yok. Açıkta sizin ihtiyacınızı fazlası ile görecek miktarda para var, AMAN BİR KEZ’DEN BİR ŞEY OLMAZ anlayışı ile bu parayı alır mısınız?
2-sermaye spekülatörüsünüz, müşterilerinize önceden üç beş kuruş kazandırıp yemliyorsunuz sonra elinizdeki hisseleri kucaklarına boşaltıyorsunuz. Sizce bu yaptığınız davranış ile parasal mutluluğunuzu reyting ettirse de, aslında vücudunuzu HARAP edecek bir VİRÜS soktuğunuzun FARKINDAMISINIZ?
3-Siyasetcisiniz,böyle geçmiş, böyle gider anlayışı ile asla yapmayacağınız ve yapamayacağınız vaatlerde bulunuyorsunuz. Bu doğru bir davranış mıdır?
4-Tefeciliğe, abi paran var, boyun var pozun var, arkanda aşiretin var, güçlüsün, kuvvetlisin bir kez’den bir şey olmaz diyen bir arkadaşınızın sözü ile bir kez tefecilik yaptınız? Doğrumu dur?
5)Herkes sizi toplum ve cemaat önderi sanıyor ve öyle görüyor’ken, hayvani nefisinize BİR kez yapmaktan bir şey olmaz, hem de gören olmayacak diye MALUM kabahati işlediniz. Bu, tutum ve davranışınız ile toplum üzerinde olan etkinizi ve inandırıcılığınızın ZAYIFLADIĞINI fark etmezmisiniz?
Soruları çoğaltabiliriz, biz tolumun büyük kesimini ilgilendiren bu üç beş mevzu üzerinden BEYİN SIVISININ asıl maharetin anlatalım.
Yukarıda saydığımız, Allah’ın men ettiği, toplumların suç saydığı tutum ve davranışları bir kez yapmaktan hiçbir şey olmaz diyerek yaptığımızda BEYİN sıvımızın kimyasının bozulduğunu, daha sonra ki yapılan tekrarları ile sıvının tamamen değişerek bu yaptığınız kötü iş ve söylemlerin tiryakisi olduğumuzu unutmayınız.
Bu beyin sıvısının kimyasının bozulması Allah göstermesin, bizi ŞİRKE götürür.
UNUTMAYIN !!! Şirk’e gizli yoldaşlığın temelinde bu sıvının kimyasının bozulması yatmaktadır.
Toplumundaki huzursuzluğun, aile içi problemlerin çözülememesinin, fakir ve fukaralığın yaygınlaşmasının, Zekat verilmemesinin, vergi kaçırılmasının, insanların azmasının, cinnet olaylarının artmasının, toplumun kredi kartı faizi sarmalına yakalanmasının, faiz girdabından kurtulamamasının, doğru ile yalanı ayırt edememesinin, sevgi ve saygının yok olmasının, babanın çocuklar üzerine etkisinin azalmasının, dünyevi zevklerin doruğa çıkmasının,alış veriş manyağı bir toplumun ortaya çıkmasının, utanma ve arlanmanın ortadan kalkmasının, trafik canavarlığının had safhaya ulaşmasının, herkesin ben, ben diyerek bencilleşmesinin, siyasetin hiçbir şeye çare üretememesinin, devletin gelirleri ile giderlerinin denk getirilememesinin, spekülatif olayların artmasının, spekülatif dolandırıcılığın kabul gören bir meslek olarak görülmesinin, toplumda hak ve hukukun kayıp olmasının, komşu hakkı ve komşuluk ilişkilerinin dumura uğramasının, gerçek dostluk ve arkadaşlıkların yerini SANAL ve BANAL arkadaşlık ve dostlukların almasının, kısa sürede köşe dönen ve zenginleşen, arsız ve hırsızların itibar görmesinin, dürüst , asil hayat sürmek isteyen ve helal lokma peşinde koşanların aşağılanmasının, toplumda kimsenin çıktığı kabuğu görmemesinin ve kabullenememesinin, her insanın beş dakikalık zevkin ürünü ve kan pıhtısından ibaret birer fani olduğunu unutmasının, cemaat ve camilerin toplum üzerinde etkilerinin azalmasının, toplumu saran ateş çemberinin tek sebebi BEYİN SIVIMIZIN KİMYASININ BOZULMASINDAN DIR.BEYNİMİZE GİRİP BİRİSİ BOZMADI.BİZ BOZDUK. O ZAMAN BİREYSEL DÜZELMEDİĞİMİZ SÜRECE TOPLUMSAL DÜZELME OLMAZ…
Bu bozulma ile çevremizdeki olup, biten olaylara ne kadar duyarsız kaldığımızı da bir görün !!!
Yani başımızdaki, IRAK’da 9 yıldır, öldürülen milyonlarca insanı göremememizin, ırzına geçilen milyonlarca genç kızın feryadını duyamamamızın,bu insanların birer Müslüman ve Osmanlı yadigarı olduğunu unutturup, yeniden büyük Osmanlı rüyası ile bütün bunları gözümüzden perdelenmesinin farkına varamamamızın, Askerimizin başına çuval geçirilirken zavallılaştırılacağımızın farkına varamamamızın, kurulduğu günden beri acı çeken, Filistin’i şimdiye kadar görmezden gelip, İslam diyarları bir, bir işgal edilip, feth edilirken, yer altı ve yer üstü zenginlikleri ile tüm enerji ve su havzaları doğrudan veya dolaylı olarak, yada, özelleştirme ve küreselleştirme oyunu ile tek, tek ele den çıkartılırken, bütün bunları perdelemek için, 65 yıldır hatırlanmayan Filistin’in hatırlanması sırasında ki ayak oyunlarını göremememizin, EYALET sisteminin ORTA ÇAĞ’DA Şehir devleti ile aynı olduğunu gizlenmesinin, algılanamamasının nedenleri işte bu dezenformasyondan dır.
Doyumsuz ve aç gözlülüğümüzden kirlenmesinden sorumlu olduğumuz dünya misali, BİR KERECİKTEN BİR ŞEY OLMAZ ÖZENTİSİ ile her yaptığımız, kötülük ve işlediğimiz suç ile beyin sıvımızı, zerre, zerre bozduk ve kirlettik. BEYİN SIVIMIZIN KİMYASINI,İSLAM VE DOĞRU MODDAN, daha fazla para için, daha fazla yalan, daha fazla şan ve şöhret diyerek, RADYO AKTİF ELEMENTİNE DÖNÜŞMESİNİ SAĞLADIK. vücuda hiçbir fayda sağlamayan HASTALIK üreten ve HASTALIK YAYAN, bizi yaptığımız kötülüğün KÖLESİ ve TİRYAKİSİ kılan bir sıvıya dönüştürdük. Bu ise, bizi canavarlaştırdı. Ruhsuzlaştırdı. Doymak bilmeyen TİRAN olduk.
Ama aynanın karşısına geçip, gözümüzdeki kan çanağını görmüyor, bunu tedavisini bize bu DEZENFORMASYONU sağlayan tüccarların sunduğu alakasız ürünlerde arıyoruz.
Allah c.c.Kur’an-ı kerimde , NASIL YAŞARSANIZ, ÖYLE ÖLÜRSÜNÜZ demiyor mu?
Bu beyin sıvısının kimyasının bozulması ile yaptığı tahribatı, yaşadığımız çevrede SİZLERİNDE SÜREKLİ ŞAHİD olduğunuz iki olayla anlatacağım.
1-Bu beyin sıvısının, Araç kullananlar üzerine etkisi ?
Ülkemizde, sürekli trafik kazaları oluyor ,bu trafik kazalarına bazen canlı şahit oluyor, bazen de görsel yayında da izliyoruz. Bunu sürekli gören ve işiten beyin şartlanmaktadır. Biz şoför mahalline oturduğumuzda, biz fark etmeksizin, beyin sıvısı tehlike sinyali üreterek, olabilecek bir trafik kazası sonrası bize acı hissettirmemek için önceden vücudumuzu UYUŞTURMAK TADIR. Biz aracı sürmeye başladığımızda, akan trafikteki diğer araçların seyrine , bizim hızımıza göre vücudumuz uyuşur. Dikkatimiz dağılır ve çevre ile irtibatımız kesilir. Duyarsızlaşırız ve gözümüz donar. Bu durum ölümlü, yada yaramalı, yada maddi hasarlı bir trafik kazasının ortaya çıkmasına sebep olur.
Trafik kazalarında, çarpışma sonrası, ağır, orta veya hafif yaralanma durumlarında ilk 20-30 dakika insanın hiçbir şey hissetmemesi bu sıvının özelliğindendir.Bu olay bıçakla yada silah’la yaralanmalarında da ilk 5-10 dakikada hiçbir şey hissedilmemesi bundandır.Bu örneği çoğaltabilirsiniz.
2-Normal yatakta ölüm anındaki etkisi ?
Dedelerimizden, ninelerimizden duymuşuzdur. Felanca kişi ruhunu çok güzel teslim etti, felanca kişi ise bağıra, bağıra canını verdi. Diye duymuşuzdur.Konumuzla ne alaka diye duyuyor gibiyim. Çok alakadar.Lütfen sabırla okuyunuz.
Rahman ve Ramin olan ALLAH cc. Kulunu yanına davet ettiği zaman, bedeninden ruhun ayrılacağı mesajı ilk bu beyin sıvısına gönderir. Bu sıvıya hazırlık yap, bu bedenden ruhun ayrılma vakti geldi denir. Eğer o insan, Doğduğu gün gibi, tertemiz ve kirlenmemiş, hayatını yalan, dolan, zina, kumar masalarında, tefecilik ve kolay para kazanma adına, can yakarak, aileleri yok ederek, milletin ve devletin birikimlerini çalarak ve benzeri yollarda geçirmemişse, o sıvının kimyası bozulmadığından vücudu tamamen uyuşturarak ve bilinci açık, herkesle sohbet ederken hiç kimse farkına varmadan SAHİBİNİN MAKAMINA GERİ DÖNER, ama bu kişi yukarıdaki anlatılanların tersi bir hayat sürmüş ise BEYİN SIVISININ KİMYASININ bozulma derece v oranına göre ACI ÇEKER YADA BAĞIRA, BAĞIRA, HALK TABİRİ İLE ANIRA, ANIRA GİDER.
Dezenformasyon, her konuda yapılmaktadır. Aklımıza ve mantığımıza ilme ve bilme uymayan hiçbir şeyi kabul etmeyiniz.
1)Toplum, içine düşürülen Kredi kartı + faiz sarmalının bir dezenformasyon olduğunu bilmelidir.
2) Toplum, korkutma, sindirme ve terör olaylarının bir dezenformasyon olduğunu bilmelidir.
3)Ülkemizin içine düşürüldüğü İÇ ve DIŞ borcun, hem hükümetimiz, hem de milletimiz üzerinde çok büyük bir dezenformasyon olduğu bilinmelidir.
4)Toplum acil olarak arınmalı ve temizlenmelidir. Haksızlık nerede ve kim yapıyor ise mutlaka DUR demeliyiz.
5)İnsan onurunu ve haysiyetini, rencide edici toplumda var olan tutum ve davranışlara toplum olarak DUR demeliyiz.
6)Sürekli kazan, kazan üzerine, toplumu hiçe sayan ve kendilerine KAĞITTAN KALELER yapan, spekülatör ve Kara para tüccarlarına DUR demeliyiz.
Asgari ücret ile 4 kişilik ailenin 10 gün geçinebileceğini bilindiği halde, bunu çok görenleri, açlık sınırının 870 Tl, fakirlik sınırının 2.850 Tl olduğunu bilindiği halde, kişi başına düşen devletin borcu ile devlet garantili özel sektör borcunu milleten saklayanları, kişi başı GSMH nın 10.000 USD olduğunu beyanla , bunu topluma yansıtmayanları Allah’a havale ediyorum.
KÜBRALARIN AÇLIKTAN ÖLMEDİĞİ, AİLE ŞİDDETLERİNİN BİTTİĞİ, TOPLUMUN HUZURA ERDİĞİ, SEVGİ VE SAYGININ DENİZ DEĞİL OKYANUS OLDUĞU, MİLLİ BİRLİK VE BÜTÜNLÜĞÜMÜZÜN DÜNYA İNSANLARINA ÖRNEK OLDUĞU YARINLAR DİLİYORUM.
Pazartesi günü yazımda tekrar görüşmek dileğimle, sevgiyle kalın, saygıyla kalın.
zorbey daima sizlere doğruyu ve sadece doğruyu HAK olanı anlatmaya devam edecektir. Sürç-i lisan eyledik ise AF OLA…
Bu yazı ile hiçbir siyasi gelecek hedeflenmemiştir. Bu yazı ile, hiçbir siyasi partiye, siyasi oluşum a ve siyasi harekete hizmet edilmemiştir.
Yukarıdaki örneklemeler ile, hiçbir kişi, yada kişiler ile kurum ve kuruluşlar hedeflenmemiştir. Tamamen ÖRNEK göstermek amacıyla verilmiştir.
Bu yazı 1000 yıllık kardeşlik esas alınarak, kavimcilikten uzak, etnik gurup veya azınlık gurup ayrımı yapmaksızın T.C. devletinin bölünmez ve parçalanmaz bütünlüğü esas alınarak kaleme alınmıştır.
Türkiye’ye tavsiye edilen EYALET MODELİ, AVRUPANIN 500 YIL EVVEL SON VERDİĞİ DEREBEYİ YÖNETİMİDİR.
ANTİK YUNANİSTANDA BİR YÖNETİM BİÇİMİ OLAN ŞEHİR DEVLETİ YÖNETİM BİÇİMİDİR.
YÖNETİMDE SÜREKLİ ASİLLERİN ve SOYLULARIN OLDUĞU BİR YÖNETİM MODELİDİR.
ŞUNU ÖĞRENMEK İSTERİM. MODEL GEREĞİ EYALETLERDE ASİL KURUCU AİLELER YANİ DEREBEYLERİ KİMLER OLACAK ?
BU MODEL ANADOLUYU TÜRK VE İSLAM YURDU OLMAKTAN ÇIKARIR, BU MODEL TÜRK’ÜN ASYA STEPLERİNE GERİ GÖNDERME BİLETİ OLUR…
Tebrik ederim harika bir yazı emeğnize sağlık.
sağol, teşekkür ederim.
örneklerinize bayıldım , tebrikler çok güzel bir anlatımınız var
Afiyet ve şifa olsun.biz yazılarımızı şifa niyetine yazıyoruz.. bu yazımız ile insanımızın hastalığı teşhis ettik.tedavi yöntemlerinide inşaallah sonraki yazılarımızda vereceğiz.hepimizin kullanmak zorunda olduğu ilaç,dürüstlük,helal lokma,yalandan uzak durm,kağıtttan kale yapma uğruna insanlığı mahv etmeme diye verebiliriz.
sizin gibi insanlara rastladıkça heyecanım ve umudum artıyor. doğruları bilmek ve söylemek yetmiyor, bu tür insanların birlik olması, güçlü olmasıda gerekiyor. birlikte ve güçlü olmak için, köşelerimizde sinmemek için bir öneriniz var ise paylaşmanız dileğiyle
buna ispanyolca cevap vereyim. slogan gibi olacak ama başka verilecek cevap ta bulamıyorum.NO PARE SİGUE SİGUE anlamı, durmak yok devam devam, demek istediğim, önce bireysel düzelme, sonra aile de düzelme, sonra konu ve komşu da düzelme, semtte düzelme, mahallemizde düzelme, okulda OKUL AİLE BİRLİĞİ çerçevesinde düzelme, bu böyle sarmal bir düzelme olmadıkça içimize akıtılan zehri dışarıya atamayız.şöyleki atom maddenin en küçüğü ise ama çıkardığı ısı ve enerji bir bölgesi yok edecek katar güçlü ve kuvvetli.milletlerin atomu da AİLE dir.biz önce kendimizi düzeltelim sonra ailemizi sonrası kendiliğinden gelir.üstadım.
buldum sonunda. arayan mevlasını da belasını da bulurmuş.
)) inşallah faydalı olur okuyan herkese. hocam eline sağlık. allah razı olsun. hayırlı ramazanlar…
teşekkür ettim. Afiyet olsun.şifa olsun.Yarın sabah, Sermaye Piyasaları ve Sokrates Dürüstlüğü konulu yazımı mutlaka okuyunuz.saygılarımla esen kalın mutlu kalın