Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, İsviçreli iş adamlarına Türkiye’ye yatırım yapmaları çağrısında bulunarak, “Türkiye’de şu anda iş dünyası ile çok barışık bir yönetim tarzı vardır. Dolayısıyla ilgi duyacağınız bir ülkedir, fırsatlar ülkesidir” dedi.
İsviçre’nin Zürih kentinde, “Economiesuisse” tarafından düzenlenen üst düzeyli işadamları toplantısında konuşan Cumhurbaşkanı Gül, şu değerlendirmeyi yaptı: “Son yıllarda kararlılıkla sürdürülen özelleştirme programı, yabancı firmalar için yine bir cazibe alanıdır. Bugüne kadar özelleştirmeden 40 milyar dolar gelir elde edilmiş ve 80 milyar dolarlık doğrudan yabancı yatırım gerçekleşmiştir. Sayıları 400 dolayındaki İsviçre firmasının yanı sıra dünya çapında isim yapmış firmaların Türkiye’de büyük yatırımları var. Bunlar ülkedeki ekonomi politikalarının doğru yolda ilerlediğinin bir ispatıdır. Türkiye’nin en önemli katma değeri, doğu ile batı, kuzey ile güneyi buluşturduğu noktada yer alması sayesinde yatırımcılara Avrupa, Orta Asya, Kafkasya ve Orta Doğu coğrafyasına erişim imkanı sunmasıdır.”
1 dolar bile vermedik
Gül, Türkiye’nin, Güney Kore’de gerçekleştirilen G-20 toplantısında tavsiye edilen reformları geçen yıllarda gerçekleştirdiğini anımsatarak, “Sosyal güvenlik, bankacılık reformları gerçekleştirdik. Onun için bu büyük dünya krizi karşısında hiç bir bankamıza bir dolar bile vermedik” dedi.
Risk primi daha düşük
Türkiye ile ilgili her türlü faaliyette, Yatırım Ajansı’nın destek vereceğini açıklayan Gül, şöyle konuştu: “Türkiye’de şu anda iş dünyası ile çok barışık bir yönetim tarzı vardır. Dolayısıyla ilgi duyacağınız bir ülkedir, fırsatlar ülkesidir. ‘Türkiye niye fırsat?’ derseniz, şundan dolayı; riskler minimumdur, ama fırsatlar büyüktür. Bütün riskler minimumdur. Maastricht kriterlerini Avrupa Birliği’ne girmeden gerçekleştiren bir ülkeyiz. Türkiye’nin risk primi, en az 10 AB ülkesinden daha düşüktür. İtalya’dan, İspanya’dan, Belçika’dan, Portekiz’den, İrlanda’dan, hepsinden daha düşük bir risk primi vardır. Niçin? Türkiye’nin kamu maliyesi sağlamdır. Borçlarımızın Gayri Safi Milli Hasıla içerisindeki oranı Maastricht kriterlerinin çok altındadır. Bütçe açığımız yine aynı şekildedir. Köklü reformlarla yaptığımız için ve özellikle bankacılık reformunda çok iyi reformları vaktinde yaptığımız için gelecekle ilgili tahmin gayet rahat yapılabilir. Yani öngörülebilirliği çok açık olan bir ülke. O bakımdan bu fırsatı herkesin değerlendirmesini isterim.”