Defalarca anlatmaya çalıştım. Ama ellerine geçirdikleri fırsatla beğenmedikleri herkesten intikam almaya kalkanlar derin devlet kavramının da içini boşaltarak bunu Türkiye’nin dönüştürülmesi için kullandılar.
Bir kere aha anlatayım:
Derin Devlet nedir?
Şudur: Devletin tehdit ya da ülke çıkarı olarak algıladığı kimi sorunları çözmek için yasaların ya da hukukun dışına çıkarak veya kamuoyu tarafından öğrenilmesi halinde hoşnutsuzluk yaratabilecek eylemlere başvurmasıdır.
İçinde iktidarın olmadığı derin devlet olmaz.
Derin devletin sürekli elemanları olduğu gibi gerektiğinde toplumun her kesiminden kişi, kurum ve kuruluşular bazen kendilerinin bile haberi olmadan bir oluşumun içinde olabilirler.
(Örnek: Apo’nun Kenya’dan getirilmesi için bir iş adamının uçağı kullanıldı. O iş adamı uçağının neden istendiğini ancak olay bittikten sonra öğrendi.)
(Kenya olayı neden derin devlet operasyonudur? Çünkü o teslim alınma resmi yollardan yapılmadı. Uluslararası hukukta bu tür bir takas hukuki değildir. Fiili durum uygulanmıştır ve gizli yapılmıştır.)
AKP’nin açmazı, derin devletin sürekli irtibat halinde olduğu kişi ve kurumlara güvenmemesiydi. Bu nedenle başlattığı operasyonlarla tehdit olarak algıladığı güçleri bertaraf etti ve sonunda derin devletin de sahibi oldu.
PKK’nın dağda ve Avrupa’da yaşayan liderleriyle ve İmralı’daki şahısla yapılan görüşmeler tipik bir derin devlet operasyonudur.
Devlet terör sorununu çözmek için PKK liderleriyle görüşmeye karar vermiş ve düğmeye basmıştır. Ancak bunun kamuoyu tarafından öğrenilmesinin olumsuz sonuçlar yaratacağı da hesap edilmiştir.
Durum öyle olunca da her şey gizlilik içinde yürütülmüştür. Ancak deşifre olmuştur. Yani bazı somut adımlar atılsa da bu derin devlet operasyonu başarısızlıkla sonuçlanmıştır.
Bu açıdan bakınca savcılığın MİT Müsteşarı Hakan Fidan, eski Müsteşar Emre Taner ve eski Müsteşar Yardımcısı Afet Güneş’i KCK davası nedeniyle ifadeye çağırması çok normaldir. Çünkü bir derin devlet operasyonu olan bu görüşmeler yasal ve hukuki değildir.
Üstelik aynı görüşmeler nedeniyle olayın PKK tarafından bazı kişiler tutuklanmıştır. Devlet tarafına da soruşturma yapılması zaten gerekmektedir. Ancak görünen o ki, artık iktidarın hâkim olduğu derin devlette kaynağını henüz bilmediğimiz bir iç çatışma yaşanıyor.
Başbakan’ın sahip çıktığı MİT Müsteşarı’nı ifadeye çağırmak kolay değildir. Savcıların bu konuda tamamen yasalara ve vicdanlarına göre hareket ettiklerini söylemek sözel olarak doğrudur belki ama inandırıcı ve mantıklı değildir.
Kuşku şudur: Derin devlet içindeki çekişmenin tarafları kimlerdir?
Darbeci ve çeteci olmakla suçlanan kimi eski isimlerin mi gücü hâlâ sürmektedir ve içerde hâlâ sorun yaratabilmektedirler yoksa aslında bugüne kadar iktidara kayıtsız destek veren başka güçler gidişattan hoşnut olmadıkları için sorun mu çıkarmaya başlamışlardır?
KCK operasonlarını yürüten polis müdürlerinin görevden alınması bu kuşkuyu artırıyor.