Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Koç, 2012′nin, Holding tarihinde en yüksek seviyede yatırım harcaması gerçekleştirecekleri yıl olacağını, şirketlerinin kombine 2012 yatırım bütçeleri toplamının 6,5 milyar lira civarında planlandığını bildirdi.
Mustafa Koç, 2011 değerlendirmesi ve 2012 beklentilerine ilişkin AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye’de son 2 yıldır yatırımlarda çok hızlı bir
büyüme gerçekleştiğini, özel sektörün yatırımlarının 2010′da reel bazda yüzde 33,5 büyürken, 2011′in ilk 9 aylık dönemindeki artışın yüzde 30′u bulduğunu hatırlattı.
Yatırımlarda gözlenen bu hızlı artışların bir kısmının 2008 ve 2009 yıllarında ertelenen yatırımların hayata geçirilmesi sayesinde olurken, daha önemli bir kısmının ise yeni yatırımlar olduğuna değinen Mustafa Koç, şunları kaydetti:
”Artık hemen herkesin bildiği gibi, Türkiye’nin, bu yüksek yatırım iştahına karşın bunu finanse edecek miktarda iç tasarrufu yok. Bu nedenle de yabancıların tasarruflarını kullanarak, yani dış borçlanma yoluyla bu yatırımları
finanse ediyoruz. Bu nedenle, global piyasalarda risk iştahının düşük olmasını beklediğimiz 2012 yılında, şirketlerimizin yatırımlarının finansmanında dış kaynağa erişim konusunda, son iki yıldaki kadar rahat olamayabileceklerini düşünüyorum. Dolayısıyla, yatırımlarda beklenen yavaşlamanın birinci nedeni finansman kısıtı olarak gözüküyor. Ayrıca, dünya ekonomisindeki belirsizlikler ve
büyüme oranlarına ilişkin olumsuz beklentiler de yeni yatırımların fizibilitesini düşürdüğü için yatırım iştahını sınırlıyor. Bu da, yatırımların yavaşlaması
beklentisinin arkasındaki ikinciTürkiye’de
yatırımlarda ‘keskin bir dönüş’ olmasını beklemiyorum. Bunun birinci nedeni, Türk bankacılık sektörünün sağlam yapısı… Her ne kadar kredi büyüme hızında bir düşüş olacaksa da bankalarımızın sağlam yatırım projelerine kredi sağlamaya devam
edeceklerini düşünüyorum. İkinci neden ise yatırımcıların ekonomiye duydukları
güvenin, son birkaç aydır nispeten azalsa da kabul edilebilir düzeylerde kalması.
Son olarak, şu anda içinden geçtiğimiz dönemin geçici bir ‘dengeleme’ dönemi
olduğunu kabul ediyor ve planlarımızı buna göre yapıyorsak, uzun vadede
Türkiye’de yatırım yapma iştahını artıran temel faktörlerde önemli bir değişiklik
olmaması nedeniyle, yatırımları çok ani bir şekilde kesmek şu an için çok makul
gözükmüyor.”
-Uluslararası yatırımlar önündeki temel engeller…-
Türkiye’de uluslararası yatırımların önündeki temel engellerin, yasal
çerçeve ve yasaların uygulanması, kayıt dışı ekonomi, vergi ve teşvikler, siyasi
istikrarsızlık ve ekonomik istikrarsızlık olarak öne çıktığına işaret eden Koç,
bu bağlamda, yatırımcı şirketler için en öncelikli konulardan biri olan hukuki
öngörülebilirlik ve sürdürülebilirliğe vurgu yapmak gerektiğinin altını çizdi.
Mustafa Koç, ”Özel sektörün görüşleri alınmaksızın ve herhangi bir geçiş
dönemi konmadan yapılan ani mevzuat değişiklikleri, yatırımcılar arasında
güvensizlik yaratarak yeni yatırımlar önünde ciddi bir engel oluşturabiliyor. Bu
nedenle, gerekli mevzuat ve uygulamalar uluslararası standartlara uygun olarak
hayata geçirilmeli. Mevzuatta değişiklik yapılırken, ilgili tarafların görüşünün
alınarak doğru ve sürdürülebilir bir düzenleme hazırlanması sağlanmalı. Ayrıca,
uygulamaların geriye dönük olarak işlememesi, yorum farklılıklarına mahal
vermeyecek şekilde mevzuatın açık ve basit olarak hazırlanması gerekiyor. Son
oi yüksek yatırımların ve sermayenin çekilmesi,
istihdamın artırılması yönünde vergi ve teşvik enstrümanlarının iyileştirilmesi
ve etkinleştirilmesi de öncelikler arasında olmalı diye düşünüyorum” şeklinde
değerlendirme yaptı.
-”Şirketlerimizin karlılıklarını korumalarını hedefliyoruz”-
Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Koç, Holdingin 2012
yatırımlarına ilişkin ise şu bilgileri verdi:
”2012 yılı, tarihimizde en yüksek seviyede yatırım harcaması
gerçekleştirdiğimiz yıl olacak. Herhangi bir sanayi yatırımının geri dönüş süresi
asgari 4-5 senedir. Bu nedenle kısa vadeye yönelik belirsizlik ve endişeler
nedeni ile stratejik yatırım projelerini duraklatmak doğru değildir. Yeter ki
gerekli finansal kaynağı yaratma kabiliyetiniz bulunsun. Biz, şirketlerimizin
karlılıklarını korumalarını hedefliyoruz, faaliyetlerinden kaynak yaratmada
önemli bir sıkıntı yaşamalarını beklemiyoruz. Güçlü bilanço yapılarımız
dolayısıyla kredi temininde de piyasalardaşanması
dışında, bir zorlanma öngörmüyoruz. Dolayısıyla güçlü finansal yapımız sayesinde
bu dönemde stratejik yatırımlarımıza hız vererek, kendimize avantaj sağlamayı
hedefliyoruz.
Şirketlerimizin kombine 2012 yatırım bütçeleri toplamı 6,5 milyar lira
civarında planlandı. Bunun içerisinde en büyük pay, Tüpraş’ın Fuel-Oil Dönüşüm
Projesine ait. Önümüzdeki yıllarda devreye girecek yeni araç projeleri devam eden
Ford Otosan, Tüpraş’tan sonra en yüksek yatırım bütçesine sahip şirketimiz.
Arçelik, Tofaş, Otokoç ve YKB ise en yüksek tutarda yatırım harcaması planlayan
diğer şirketlerimizdir. Bu bahsettiğim yatırımlara elektrik üretimi ve beyaz eşya
alanlarında olası şirket alımları veya üzerinde çalışmakta olduğumuz özelleştirme
projeleri dahil değildir. Ülkemizde, Avrupa’da veya global ekonomideki olumsuz
bir gelişme, bizim neticelerimizi de kuşkusuz belli ölçüde etkileyecektir. Ancak
güçlü portföy yapımız, finansal durumumuz ve uyguladığımız risk yönetimi
tedbirleri sayesinde bu etkilerin asgari seviyede kalacağını, Topluluğumuzun bu
dönemden güçlenerek çıkacağını düşünüyorum.”
-”Arçelik çok iyi bir örnek…”-
Türk şirketlerinin son yıllarda yurt dışına açılma stratejileri ve yurt
dışı fırsatları yakından takip etmeleri konusunda da Koç, şu görüşleri dile
getirdi:
”Biliyorsunuz risk yönetiminin önemli araçlarından birisi yumurtaların
tümünü aynı sepete koymamak, yani farklı iş kollarında veya farklı pazarlarda
faaliyet göstermektir. Türkiye, sektörlerimizdeki düşük doyum oranlarılumlu gidişat sayesinde büyüme potansiyeli çok yüksek olan
bir ülke. Ancak faaliyet gösterilen pazarların çeşitlenmesi bizlere hem coğrafi
riskleri asgariye indirmek, hem global bir oyuncu olarak dünya piyasalarında yer
almak, hem de farklı pazarlardaki fırsatları doğru kullanmak adına pek çok açılım
sağlayabilir. Dolayısıyla şirketlerimizin yurt dışı fırsatlarını da yakından
takip etmelerini çok olumlu bir gelişme olarak görüyorum. Küreselleşme eğilimleri
ile artık sadece ülkemizdeki değil, dünyada bizim sektörümüzde iş yapan diğer
şirketlerle de birebir rekabet halindeyiz. Rekabet avantajlarımızı sürdürülebilir
kılmak için farklı ülkelerdeki rakiplerimizi iyi tanımalı, biz de bu ülkelerdeki
fırsatları iyi takip ederek, verimlilik ve risk açısından en doğru dağılımı
hedeflemeliyiz. Bu konuda Arçelik’in çok iyi bir örnek olduğunu düşünüyorum.
Arçelik, artık bir dünya devi olma yolunda hızla ilerliyor. Bugün sadece
Türkiye’de değil, Romanya, Rusya, Çin ve Güney Afrika’da üretim merkezlerimiz
var. 100′ün üzerinde ülkeye ihracat yapıyoruz. Birçok ülkede sektörde lider
konumdaki ilk üç oyuncudan biriyiz. Beko markası, 13 Batı Avrupa ülkesi
toplamında ilk 5 markadan biri. Bir yandan Avrupa’daki olumsuz gelişmelerin
etkilerini pazar paylarımızı artırarak azaltmayı hedeflerken, bir yandan da yeni
işbirlikleri, dağıtım kanalları ve üretim merkezleri ile farklı ülkelerin
ihracatımızdaki payını artırmaya yönelik bir strateji izliyoruz.”
-”Şirketlerimizde borçlanma ve açık pozisyon seviyelerine limit
getirdik”-
Türk şirketleri ve finans kurumları açısından krizin etkilerinin minimuma
indirilmesi noktasında en fazla dikkat edilmesi gereken riskler konusunda da Koç,
”Biz Koç Topluluğu şirketleri olarak, 2008 yılının başından bu yana tüm
şirketlerimizde borçlanma ve açık pozisyon seviyelerine limit getirdik. Bunların
yanı sıra likidite, faiz, kur, emtia fiyat ve kredi risklerimizi de yakından
takip ediyor ve spekülatif riskler almamaya dikkat ediyoruz. Özellikle
belirsizliğin arttığı bu dönemlerde ,bu risklerin çok iyi yönetilmesi gerektiğine
inanıyor ve gerektiği yerde çeşitli hedging mekanizmaları ile bu risklerin
azaltılmasının önemli olduğunu düşünüyoruz. Bu finansal risklerin yanı sıra
portföyün coğrafi risklere karşı çeşitlendirilmesinin gerekli olduğuna
inanıyoruz” şeklinde değerlendirmede bulundu.
Avrupa’daki kklarını bilanço ve aktif
kalitesinin güçlü tutulması, verimlilik ve tasarruf sonucu sağlıklı bir karlılık
seviyesi oluşturulması, satışların dağılımının çeşitlendirilmesi, gelişmekte olan
risklerin yakın takibe alınması ve gelişmekte olan riskleri gördüklerinde hızlı
önlem alınmasıyla yaptıklarına dikkati çeken Mustafa Koç, örneğin bu kriz
sonucunda tedarik zinciri ve bayi ağında oluşabilecek problemleri, tahsilatları
ve satış seviyelerini yakın takibe aldıklarını belirtti.
Önümüzdeki yıl gerçekten de belirsizliklerin en azından yılın ilk
yarısında süreceği, bu nedenle 2012′nin temkinli stratejilerin elden
bırakılmaması gereken bir yıl olduğunu ifade eden Koç, öncelikle ekonomik ve
sektörel gelişmeleri global bir bakış açısıyla yakından takip etmenin,
kendilerine hem potansiyel riskleri hem de potansiyel fırsatları iyi takip
edebilme şansı verdiğini vurguladı.
Bir yandan temkinli olurken, bir yandan da sürdürülebilirliğe odaklı uzun
vadeli stratejilelarını sağlayacak iş planları ile
yola devem etmelerinin önem taşıdığını dile getiren Koç, böyle bir krizin nasıl
gelişeceğini tam olarak tahmin etmek mümkün olmasa da çeşitli senaryoları gözden
geçirmek ve bu senaryolara göre aksiyon planları yaratmanın, güçlü ve zayıf
yönlerini, fırsat ve tehlikeleri görebilmenin ve hangi önlemleri almaları
gerektiğini göstermesi açısından önemli olduğunu kaydetti.
AA