Ana Sayfa / PETROL / Merkez bankaları neden rezerv biriktirir?
rezerv

Merkez bankaları neden rezerv biriktirir?

Ülkeler neden uluslararası rezerv biriktirir? Getirileri ve maliyetleri nelerdir? Bunları iyi anlarsak karar alıcılarımızın aldıkları kararlar daha kaliteli hale gelir ve ülkenin kaynakları da daha iyi değerlendirilmiş olur.Neden rezerv tutulur?

Uzatmaya gerek yok. Uluslararası rezervler tek önemli sebeple biriktirilir; ekonomik krizlere karşı bir tedbir olarak. Daha açalım; bir ülke, rezerv birikimi gerektirecek iki farklı kategoride krizle karşılaşabilir. Birincisi; ülke ithalat için gerekli dövizi sağlayacak ihracatı yapamamaktadır ve hayatiyetini sürdürebilmesi için çeşitli alanlarda ithal mallara hayati ihtiyacı vardır. Böyle bir durumda devlete ait olan uluslararası döviz rezervleri ithalatçıya kullandırılır ve ithalatın kesintisiz sağlanması mümkün olur. Bu yüzden, eski tüfek iktisatçılar rezervlerin yeterliliğini ölçmek için ‘kaç aylık ithalata denk olduğu’ şeklinde bir ölçüt kullanırlar. 1978-79 döviz krizini yaşamış bir ülke olarak bu tür bir krize düşme ihtimalini yadsıyamayız ve eski tüfek iktisatçılara hak vermek durumunda kalabiliriz.

Uluslararası rezervler ikinci bir sebepten daha biriktirilir: Dış borç krizine girmemek için. Ülkenizin dış borcu varsa, vadeler geldiğinde hazinenizin dövize erişimi gerekecektir. Hazine dövizi piyasadan toplayabilir. Ya da doğrudan merkez bankası rezervlerinden faydalanabilir. Yani hazinenin yerel para kaynaklarıyla yabancı para değiş tokuş yapılır ve borç taksiti ‘servis edilir’. Böyle bir durumda hazine döviz bulamama durumuyla karşılaşırsa ülkeniz reputasyon kaybeder. Dolayısıyla, tedbiren merkez bankanız rezerv tutar. Eski tüfek iktisatçıların bu amaçla tutulan rezervlerin büyüklüğünü ölçmek için kullandıkları ölçüt, kısa vadeli dış borçların (yani o yıl içinde vadesi gelen tüm dış borçların) rezervlere oranıdır.

Neden rezerv tutulmaz?

Madem bu kadar gereklidir neden dünyada birçok iktisatçı uluslararası rezerv tutmayı yanlış bulur? Yüksek uluslararası rezerv tutmanın hangi zararları vardır?

Cevap, maliyettir.

Merkez bankaları pek de iyi varlık yöneticileri değildir; genellikle rezervlerini en güvenli ve dolayısıyla az getirisi olan varlıklarda tutarlar: ‘Rezerv para’ (yani Amerikan Doları) ya da altın. Eğer şanslılarsa merkez bankası rezervlerinin büyük kısmını tuttukları para (dolar) diğer paralara göre değer kazanır. Ancak, ülkenin dış borçları da genellikle dolar ise pek de kazanç olmaz. Rezervler içinde nispeten düşük paya sahip olan altın için de genellikle benzeri durum geçerlidir.

Dolayısıyla, rezerv tutmak bir ülke açısından önemli bir maliyettir. Gelişmenizi finanse edebileceğiniz bir kaynak merkez bankasının kasasında veya yabancı bankalardaki düşük faizli hesaplarda atıl olarak beklemektedir.

‘Üçüncü sebep’

Rezerv üçüncü bir sebepten daha biriktirilebilir. Yerli parayı zayıflatarak ihracatı, büyümeyi ve istihdamı artırmak istiyorsanız piyasadan yabancı para toplarsınız. Bunu Çin ve Doğu Asya ülkeleri uzun süredir yapmaktadır. Bugünlerde iyice güçlenen ‘yen’i zayıflatmak için Japon Merkez Bankası da aynı yola başvurmaktadır. Bu yolla başarılı olması ise zor görünmektedir. Başarılı bir operasyonu, krizin başlarında İsrail Merkez Bankası yapmıştır. Krizin başladığı dönemde İsrail’e akan büyük montanlı sermaye girişinin şekel üzerindeki değer kazandırıcı etkisini durdurmak için İsrail Merkez Bankası ucu açık büyük alımlar yapmıştır ve şekeli zayıflatmak konusunda başarılı da olmuştur.

Rezerv biriktirmek prestij kaynağı mıdır?

Esasında tam tersidir. Rezerv biriktirmeye ihtiyacınız yoksa, ülke reputasyonunuz yerindeyse, rezerv biriktirmeye gerek duymazsınız. Rahmetli Sakıp Sabancı’nın yanında para taşımadığı söylenir; benzer bir durumdur. Yandaki grafikte rakamlar bu durumu biraz daha iyi açıklayabilir. Grafikte dünyanın en yüksek rezervlerine sahip 25 ülkesinin uluslararası rezervlerinin 2009 ithalatlarına oranları veriliyor.

İthalatın ölçüt olarak kullanıldığı grafikte yer alan, dünya ülkeleri arasında en yüksek rezerve sahip 25 ülkeyi rezerv biriktirme sebebi olarak kabaca üç gruba ayırabiliriz.

Tabii kaynak zengini ülkeler. Libya, Cezayir gibi yüksek tabii kaynaklara sahip olup henüz dünyaya açılmadığı için fazla ithalat yapmayanlar ya da Brezilya gibi sanayileştiği halde tabii kaynakları ve tarımsal ihracatı olan ülkeler. Bu tür ülkeler genellikle ithalatlarına oranla nispeten yüksek rezervlere sahipler.

Mecburen rezerv biriktirenler. Çin ya da Tayvan gibi, kurunu zayıf tutmak için rezerv biriktirenler. Bunlar da yüksek rezervlere sahipler.

Gelişmiş ülkeler. ABD ve Almanya başta olmak üzere gelişmiş ülkelerin rezerv biriktirmeye ihtiyaç duymadığı görülüyor. Japonya farklı bir durumda. Mecburen rezerv biriktirenler grubuna daha yakın görünmüyor. Bir taraftan yüksek ihracat yapıyor. Diğer taraftan deflasyon riskinden kurtulmak için uzun süredir genişleyici para politikası izliyor. Bu ikinci faktör Japonya’yı Almanya’dan farklı kılıyor.

Türkiye’nin şu anki sıralamada güçlü ekonomilere daha yakın durduğunun altını çizelim. Rezervler arttıkça gelişmemiş ülkelerin tarafına doğru kayacağız…

Rezervleri neden artıralım?

Rezervlerimizi artırmalı mıyız yoksa bu maliyetten kurtulmalı mıyız? Yukarıdaki mantığı takip edersek şu aşağıdakilerden korkuyorsak rezervlerimizi artırmalıyız:

Döviz krizine girerek ithalat yapamamaktan korkuyorsak rezervlerimizi daha da yükseltmeliyiz: İthalat yükselme trendine devam edecekse ve cari açık yükselmeye devam edecekse rezerv biriktirmeye devam!

Döviz krizine girerek dış borçlarımızı servis edememekten korkuyorsak rezervlerimizi daha da yükseltmeliyiz: Dış borçların GSYİH’ye oranı 2002’den itibaren hızla düştü. Seviye olarak da şu anda 80 milyar dolar civarında. Yani, rezervlerimiz sadece kısa vadeli dış borçları kapsamakla kalmıyor. Toplam dış borcumuzun yüzde 80’inden fazlasına denk rezervlerimiz var.

Eğer ülkemizin reputasyonunu artıracağını düşünüyorsak rezervlerimizi daha da yükseltmeliyiz. Grafikte ithalata oranla rezerv sıralamasında ABD, İngiltere, Almanya gibi ülkeler en sonda yer alıyor. ABD’nin dış rezerv rakamı (neredeyse tamamı altın) GSYİH’sinin yüzde 1’inin altındayken Türkiye’ninki yüzde 10’un üzerinde. Kısacası, rezerv reputasyon getirmiyor. Dahası, Çin ve Asya rezervleri ‘küresel dengesizliklerin’ kaynağı olarak görülüyor.

TL’yi zayıflatarak ihracat pazarlarındaki rekabet gücümüzü artırmak istiyorsak rezervlerimizi daha da yükseltmeliyiz. Bu durumda önce Merkez Bankası Kanunu’nun 4. maddesinin (amaç maddesi) değişmesi gerekiyor.

Kısacası, rezerv biriktirme maliyetli bir şeydir. Kıt kaynaklara sahip bir ülkede atıl kaynak manasına gelir. Eğer faydası maliyetinden fazlaysa rezerv biriktirilir.

Benzer

Petrol Ofisi’nde işlem tamam

Avusturalyalı enerji devi OMW’nin sahip olduğu Petrol Ofisi satıldı. Avusturalya merkezli enerji şirketi OMW’nin yüzde …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir