Önce kısaca geçen haftadaki önemli gelişmelere hızlıca değinelim. ABD’nin ekonomik güç kaybı kredi notunun
tarihinde ilk kez kırılması ile tescil edilirken, Daily Mail gazetesinde aynı gün çıkan Societe General batacak şeklindeki haberin ciddi’ye alınması Fransa’nında notunun düşürüleceği beklentisinin oluşmasına neden oldu ki bunda da İtalya batarsa Fransa’yı da yanına alırın kesin olmasından kaynaklanmaktadır, piyasaların sert satışlarla karşılaşmasını destek noktalarını çok rahat kırmalarına ki hacimde vardı, Fransa’nın CDS’lerinin 170’lere çıkmasına, riskten kaçan paranın işviçre frangı, Japon yeni ve ABD tahvillerine yönelmesine neden oluyordu.
Ardından önce ABD Merkez Bankası %0 ve % 0,25 aralığındaki gösterge faiz oranını 2013 yılına kadar bu seviyede
koruma kararı aldı, Fransayla ilgili haber yalanlandı, Cisco’nun karı beklentilerin üzerinde geldi, ABD’de işsizlik
başvuruları 400K’nın altına indi, yine ABD’de perakende satışlar son dört ayın en yüksek artışını %0,5 kaydetti,
ESMA borsalarda güveni sağlamak için Fransa, İtalya, İspanya ve Belçika’da açığa satışın yasaklandığını açıkladı,
ECB sorunlu İtalyan ve İspanyol tahvillerini almaya başladı ve bu ülkelerin tahvil faizleri %6’lardan %5’lere (
%5,04 ve %5,03 ) geriledi, AB, ECB ve IMF ağır bir kamu borç sorunuyla mücadele eden Portekiz’e sağladığı
ekonomik yardım paketinin 11,5 milyar euroluk ikinci dilimine yeşil ışık yaktı, Sarkozy ve Merkel yarın görüşme
kararı aldılar ve sert düşen endeksler her ne kadar düşüşlerini geri almasalar da sert alımlarla karşılaştılar.
Fakat son beş yıldır en hızlı büyümesini bu yılın ilk çeyreğinde %0,9 yakalayan Fransa’nın yılın ikinci çeyreğinde
%0 büyüme! kaydetmesi ki iç talebin kesilmesi Fransa için en büyük sorundur, göz ardı edildi. Çünkü piyasalar iyi
haberlere açtı.
Ve şimdi ekonomik entegrasyon sürecinin en zor tartışması euro’da ortak tahvil sorunu ortaya çıktı. Çünkü Euro
bölgesi 2009 yılında Yunanistan’ın çöküşü ile birlikte borç kriziyle boğuşuyor, Tahvil alımlarıyla devam eden Mali
yardım çalışmaları Eylül sonuna kadar ECB tarafından yapılıyor.
Fakat Eylül sonunda Avrupa Mali İstikrar Fonu bu işlemi devr alacak. Fon devreye girdiğinde Avrupa ortak tahvil
çıkarma ve Finansal birlik tartışmaları gündeme gelecek. Zaten ortak bir borçlanma enstrümanı olmadan hiçbir
para biriminin ayakta kalması mümkün değil, hele ki AB’nin içinde bulunduğu karmaşıklık düşünüldüğünde. İşte
yine bir hafta sonu önce İngiltere, ardından İtalya ve Yunanistan hatta Soros ,ortak devlet bonosu satılması
gerektiği yönünde açıklamalarda bulunuyor. Hakkılık paydaları fazla çünkü ortak para birimi yüzünden Borç krizi
içindeki Yunanistan ve Portekiz ile İtalya ve İspanya paralarını devalüe edemiyor. Zaten büyüyemiyorlar, zaten
mevcut düşen faizler bile Almanya 10 yıllıklarından iki kat fazla ve bunun sürdürülebilirliği orta vadede imkansız.
Ama Almanya’nın 10 yıl vadeli devlet tahvilinin faizi %2.65, Euro Bölgesi hükümetlerinin 10 yıl vadeli tahvillerinin
ağırlıklı ortalama faizi ise % 4.4 seviyesinde bulunurken, Euro Bölgesinde ortak tahvilleri ihraç edilmesi halinde
Alman vergi mükelleflerine yılda 25 milyar euro ek yük getirecek olması hesaplanırken, böyle bir durumda
zordaki ülkelerin istikrar yaratmak için fazla çaba harcamayacağının ve sonuçta istikrarlı bir politika izlemeyen
ülkelerin de ödüllendirilmiş olacağını düşüncesi ve hesaplamaları ortada dururken, Almanya hangi ödünleri
aldığından bu gerçekleşebilir ?